Destiny.jpg

Performans yönetimi süreçlerinde kendime sık sık sorduğum ve beni sürece kapılmaktan kurtaran basit bir soru var: “üzüm mü yiyorum yoksa bağcıyı mı dövüyorum?”

İnsan kaynakları alanında ilk çalışmaya başladığımda şirketlerin genel sorunu “performası değerlendiriyorum ama sonrasında ödüllendirme yapılmadığı için çalışanlar bu sürece inançlarını kaybediyorlar” idi. Üzerinden zaman geçti ve işin bu kısmında önemli yol katedildiğini gördük. Bugün ise performans değerlendirme sistemleri dünü ödüllendirirken yarına yönelik aksiyonlarda eksik kalmaktalar. Bunun için de çalışanlarını tanımaları, onlara söz hakkı vermeleri ve onlara fırsat yaratıp maksimum faydayı sağlayabilmek için organizasyonel yapılarını esnekleştirmeleri gerekiyor.

Performans değerlendirme sürecindeki ödüllendirmeler elbette ki performansın istikrarlı olması, sürekli gelişim göstermesi ve çalışanın motivasyonu için önem arzediyor; ancak yeterli değil çünkü biz daha da fazla katkı sağlamasını istiyoruz. Bu da performans yönetimini yetenek yönetimi ile ilişkilendirerek gerçekleştirilebiliyor.

Eğer ki aşağıdaki 3 temel öğeye biraraya gelirse harikalar yarattıklarını görüyoruz:

  • Çalışanlarının performanslarını değerlendirirken hangi işlerden keyif aldıklarını, hangi alanlarda daha yüksek performans gösterebildiklerini, güçlü yönlerini doğru analiz edebilen bir yönetici.
  • Kendisini tanıyan, ne istediğini bilen ve istikrarlı yüksek performans gösteren bir çalışan
  • Esnek organizasyon yapıları

Bu karma sonucunda pozisyonlara kişileri yerleştirmek yerine, yeteneklerin becerilerine göre organizasyonel değişiklikler yapılabiliyor ve açılan yeni pozisyonlarla şirketler planlarının bile ötesinde başarılara imza atabiliyorlar.

Vizyon, strateji ve güven sahibi liderlere sahip şirketler geleceğin kurallarını bugünden yazıyorlar.

Sevgilerimle,

Uzm. Psk. Melis Tiftikci

Reklamlar