15 Temmuz Darbesi

15 Temmuz’daki darbe girişimi ile birlikte özellikle İstanbul ve Ankara’da halk en az bir gece uykusuz kaldı.  Gece duyduğu seslerin ne olduğunu ve eğer bombaysa ne kadar yakınında olabileceğini kestirmeye çalıştı, tanıdıkları için endişelendi, bundan sonra  ülkesini neler bekleyeceğini merak etti, evindeki stoğu gözden geçirdi, bir önceki gece çöpe döktüğü yemeğin ya da ekmeğin pişmanlığını yaşadı. Kısacası gelecek kaygısı ve ölüm korkusu onu sarmışken, çeşitli senaryolar içinde hangisinin en akla yatkın olabileceğini kestirmeye çalıştı ve  bir yandan da temel ihtiyaçlarını nasıl giderebileceğinin planını yaptı.

16 Temmuz günü  kimi sevindi kimi üzüldü kimi sinirlendi ama günün sonunda herkes bir şekilde gerilmişti.  Tüm gece ve gün boyunca okunan sela ve ezanlardan güç bulanlar kadar bundan rahatsızlık duyanlar da oldu.

Böylesine korku dolu, stresli ve  yorucu bir haftasonunun ardından Pazartesi günü milyonlarca insan işbaşı yapacak. “Hiçbir şey olmamış gibi işe gideceğiz“ denilse de aslında o milyonlarca insan tüm haftasonunun gerginliğini ofislere taşıyacak ve aşağıdaki risklerle karşı karşıya kalacağız:

Sela Demek Yas Demek

Bayram ya da Cuma günü değilse sela okunduğunda tanıdık olsun ya da olmasın yakınlarda birilerinin yas tuttuğunu anlarız. Yas, geriye dönüşü olmayan bir kayıp karşısında verdiğimiz tepkidir ve belirtileri depresyona çok benzer. Sadece bir kişi bile yas tutsa, bu duygu durumu etrafındakileri de etkiler. Yas sürecinde görülen belirtilerde iştahsızlık, mutsuzluk, uykusuzluk  olabildiği gibi patolojik yas bertileri arasında suçluluk duygusu ve öfkeli davranışlar da yer alır.

Şimdi düşünelim… Selayı cenaze namazı habercisi olarak duyan bizler için saatlerce dinlediğimiz selalar geçmiş deneyimlerimiz sebebiyle bir çoğumuza yas sürecini çağrıştıracaktır. Bu da zaten yaşamakta olduğumuz kaygı ve korku ile birleştiğinde kolaylıkla yas belirtilerini yaşamamıza sebep olabilir. Toleransımız düşeceği için önümüzdeki hafta kendimizi mutsuz, uykusuz, öfkeli hissedersek sebebini hatırlayalım ve kontrol altında tutmaya çalışalım.

Her ne kadar şehitlerimiz için gerçek anlamda bir yas sürecinde de olsak ve yas süreci yaşanılması gereken bir duygu durumu da olsa duygularımızın gerekçelerinin farkında olmak bunu sağlıklı bir şekilde geçirmemizde bize yardımcı olacaktır.

Farklı Görüşler Ortak İşler

Bu haftasonu kendimizi tehdit altında bulduk; ancak görüş ayrılıkları nedeniyle tehdit unsurlarımız birbirinden farklıydı. Kimisi için onun hayatını ve vatanını kurtaran, öteki için ana tehditti ve bu pazartesi günü tüm bu farklı görüşlere sahip bizler ortak alanlarda birlikte çalışmaya devam edeceğiz.

Böylesine travmatik bir haftasonunun ardından ofislerde bu haftasonunun hiç konuşulmamasını beklemek gerçekçi olmayacak. Hele ki birisi için kahraman olan, öteki için tehdit olduğu için ve çoğumuz stresli ve yorgun olacağımız için farklı görüşlere hoşgörü göstermemizin en zor olacağı zamanlar. Eğer ki bu gücü kendimizde görmüyorsak bu sohbetlere girmemeye çalışmak bana en doğrusu gibi geliyor. Farklı görüşleri dinlemek elbette çok değerli; ancak sizin için kriz henüz ortadan kalkmadıysa ve kendinizi yeterince güçlü hissetmiyorsanız, hoşgörü gösteremeyeceğiniz ve soğukkanlı bir şekilde yürütemeyeceğiniz bir dialogu zorlamanın alemi yok derim.

Zor ve Önemli Kararları Ertelesek mi?

Korku anında, yoğun stres altında ya da yas  sürecinde doğru karar vermek zordur. Ani kararlar ise sonrasında geri dönüşü olmayan büyük hatalara yol açabilir. Bu nedenle bu hafta eğer ki almanız gereken önemli kararlar varsa ve bu kararlar bekleyebilecekse sakinleştikten sonra karar vermenizi tavsiye ederim. Astroloji köşesi gibi oldu ama değil.

Bu bahsettiğim elbette en genel karşılaşılabilecek durumlar. Bunların dışında çok daha vahim yaşantılara sahip çalışanları olan kurumlarımız olacak malesef. Çalışanını kaybeden ya da yakınını kaybetmiş çalışanlara sahip birçok şirket olacak. Durum bu şirketler için daha da zor.  Böyle durumlarda yakınını kaybetmiş çalışanlara kendisini toparlamaları için izin vermek, mümkünse hem maddi hem de manevi destek sağlamak çok değerli. Eğer ki çalışanınızı kaybettiyseniz, bu durumda da çalışma arkadaşları için manevi desteğin yanısıra ihtiyacı olanlara psikolojik destek sağlamak doğru olacaktır.

Her şeye rağmen barış dolu bir gelecek diliyorum.

Sürç-i lisan ettiysem affola.

Saygılarımla,

Melis Tiftikci

Reklamlar