saskin

Zaman ilerliyor, yeni kuşaklar iş hayatına giriyor ve yeni uygulamalara ayak uydurmak yaş ilerledikçe, işler yoğunlaştıkça, zaman azaldıkça daha da zor hale geliyor. Oysa zaman ayırsak, biraz özensek ve biraz da bencilliği bıraksak verimin nasıl arttığını göreceğiz. Kısa süreli hedeflerle başarıya  ulaştığımızı görmek güzel ama rutinin dışına çıkmak ancak stratejik düşünerek ve bu doğrultuda harekete geçerek mümkün olabilecek.

Neleri yapamıyoruz, ilk aklıma gelenleri sıralayayım:

  • Esnek çalışma saatlerini hala fazla mesai ile karıştırıyoruz. Oysa esnek çalışma saatleri demek çalışma süresinde değil, saat aralığında esneklik demek. Çalışanın iş-sosyal hayat dengesini korumasına yardım etmesi amaçlanırken tam tersi uygulanıyor
  • Çalışanlarımız tuttuğunu koparsın, çevik olsun, hakkını savunsun, üst yönetim ile rahat diyalog kursun istiyoruz; ama alışkın olmadığımız bir konuda ısrar ettiğinde haklı olsa bile dozunu ayarlaması konusunda tedirginlik yaşıyoruz. Y jenerasyonuna ayak uyduralım derken onların en dayanamadığı şeylerden birini yaparak onları aksiyon almak istedikleri bir anda geri çekiyoruz ve motivasyon kaybı yaşatıyoruz. Üstelik tutarlı davranmadığımız için güvenlerinin sarsılmasına da neden oluyoruz.
  • Çalışanların izinleri birikmesin derken dinlenmeleri için verilen izinleri dinlenemeyeceği zamanlarda kullanmalarını talep ediyoruz. Böylece toleransı düşük, yorgun, işe gelirken ayakları geri geri giden çalışanlar ediniyoruz.
  • Çalışanlarımız inisiyatif kullansın, risk alsın istiyoruz; ama çok basit bir hatada sinirleniyoruz. Yenilikçi olmalarını beklerken deneme yapmaktan korkar hale getiriyoruz.
  • Şirket bütünlüğünün öneminden bahsediyoruz, yetenekli çalışanlara rotasyon vaad ediyoruz; ama çalışan başka bir bölüme geçmek istediğinde bölüm yöneticisi olarak onun yerini kimse dolduramayacağı gerekçesiyle izin vermiyoruz ya da makul olmayan sürelerle geciktiriyoruz. Kişiyi başka bir bölüme vermeyelim derken tamamen kaybediyoruz.
  • Ellerindeki kaynakları verimli kullanan çalışanlar istiyoruz. Gözleri açık olsun, fırsatları yakalasınlar, hemen değerlendirsinler derken başka iş fırsatlarını değerlendirdiklerinde bozuluyoruz ve şımarıklıkla suçluyoruz. Oysa onlar hayatı tüm potansiyeliyle yaşamayı başardıkları için işe alıyor sonra da buna devam ettiklerinde işimize gelmediği için rahatsız oluyoruz.

Bu listeyi uzatmak o kadar kolay ki maharet bu listedeki maddeleri  azaltabilmekte. Daha mutlu çalışanlar ve daha verimli bir çalışma ortamı için reçetemiz uzun değil: Özen göstermek, işbirliği yapmak ve zaman ayırmak yeterli.

Sevgilerimle,

Melis Tiftikci

Reklamlar