İKZ

Boğaziçi Üniversitesi’nde Albert Long Hall’da katıldığım her zirveden sonra aynı şeyi söylüyorum: “Konu ne olursa olsun Albert Long Hall’da bir sunum dinlemek apayrı bir zevk.” Buna bir de Prof. Dr. Ayşegül Toker’in anlamlı açılış konuşmaları ve onu takip eden profesyonel sunumlar eklenince tadı damağınızda kalıyor. Sanırım bu nedenle her gittiğim zirve bir öncekinden daha kalabalık oluyor.

Boğaziçi Üniversitesi İK Zirvesi’nde hizmet lüks müydü? Kesinlikle değildi. Yemekler beyaz örtülü masalarda mıydı? Hayır. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki İK Zirvesi’snde neler vardı derseniz, zirveye ücretsiz katılabilen öğrenciler vardı ki bu dönemde bu eli açıklığı bulmak kolay olmuyor. Konuşmacı listesindeki Türk ve yabancı profesyonellerden ise bahsetmiyorum bile.

25 Mart günü katıldığım zirveden büyük zevk aldım. Arthur Carmazzi’nin enerjik sunumu ve İdil Türkmenoğlu’nun çok değerli mesajlar içeren konuşması benim favorilerimdi. Özel oturumlara katılamadığım için onlarla ilgili bir şey diyemeyeceğim ama eminim katılma fırsatı bulan farklı blog yazarlarından bu detaylara da ulaşmak mümkün olacaktır önümüzdeki günlerde.

İdil Türkmenoğlu’nun konuşmasından neden etkilendiğime ayrıca değinmek istiyorum çünkü her kurduğu cümlede “işte bu!” dedim ve söylediklerini dinleyen onlarca İK profesyoneli ve adayı olduğu için de ayrıca mutlu oldum. İnsan Kaynakları yetkililerinin ne kadar kutsal bir iş yaptığını, işimizin bizim ve diğer çalışanlar için ne anlam ifade ettiğini öyle güzel ifade etti ki gurur duydum. Bu şekilde düşünen kişilerin sayısının artmasına vesile olacak bir konuşma yaptığı için de ayrıca sevindim. Geçtiğimiz günlerde bir üniversitede yaptığım bir sunum sonrasında bir öğrenci gelip “ben yaptığınız işi çok farklı biliyordum, hep işveren tarafında olduğunuzu sanıyordum meğer siz ne kadar farklı ve anlamlı bir iş yapıyormuşsunuz, teşekkür ederim.” demesinin hala etkisinde olmam da bu konuşmayı benim için ayrıca anlamlı kılmış olabilir. İnsan kaynaklarında bu bilinçle hizmet sunan ve bu mesajları veren daha fazla profesyonele ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum ve buna özen gösteren her bir kişiyi ayrı bir zevkle dinliyor, takip ediyorum.

Bu tür zirvelerin en değerli ve keyifli yanlarından biri de networking  araları elbette. Tanıdıkları görmek ve yeni kişilerle tanışmak için de fırsatım oldu. Sponsorları da ziyaret ettim ki bence böyle bir organizasyona sponsor oluyorlarsa onlara da en azından neler yaptıklarını anlatma fırsatı verilmeli. Ben de stantlarına uğrayarak onları dinledim. Bazen hiç beklemediğiniz alanlarda da beklediğinizden iyi firmalarla çalıştıklarını da görebiliyorsunuz. Benim zirvede olmama vesile olan Adversion da akademik bilgiyle pratik uygulamaları günümüzün dijital ihtiyaçlarıyla buluşturabilen yaratıcı ajanslardan biriydi ve zirvenin kreatif sponsoruydu. Onlara da verdikleri destek için ayrıca teşekkür ediyorum.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gelecek zirveleri heyecanla beklemeye devam edeceğim. Sizlere de duyarsanız, fırsat bulursanız mutlaka katılın derim.

Sevgilerimle,

Melis Tiftikci

Reklamlar