Smart Simplicity

Zirvenin teması olan “Akılcı Sadelik” öyle bir konu ki sizi geleceğin hızına yetiştirmeye çalışıyor ve yeni keşiflere davet ediyor. Aynı zamanda o kadar geniş bir konu ki bunu 2 güne sıkıştırmak da ayrı cesaret istiyor.

Akılcı sadelikten bahsederken verimlilik, büyük veri analizi, teknolojiyi içselleştirme olmazsa olmazdı ve bu zirvede yerlerini aldıklarını gördüm. Bununla birlikte bize önemli hatırlatmaları oldu. Akılcı sadelik taraftarıysak şunları kabul etmemiz gerekiyor:

  • Yıllardır yaptıklarımı tekrar gözden geçirmeye ve “bu artık geçersiz” demeye hazırım.
  • Bildiğimi düşündüğüm konularda bile “bilmiyorum, nasıl yapalım?” diye sorabilirim.
  • Sonucundan emin olmasam da yeni denemeler için cesaretim var.
  • Hata yapmayı ve büyüyebilmek için gerekiyorsa bir süre karanlığa gömülmeyi göze alabilirim.
  • Olan biteni varsaymayı bırakarak etrafımdakileri dinleyebilir ve nerede ne olduğunu anlamaya çalışabilirim.
  • İşbirliği yapabilirim, yöneticilerimize ve çalışanlarımıza güvenerek onları yetkilendirebilirim.

MCT’nin bu konudaki farkı ne oldu  diye sorarsanız, yine güçlü Türk ve yabancı konuşmacılarla karşımızdaydı. Bazı reklam kokan sunumlar olmadı değil ki maalesef bunları yönetmek her eğitim ve danışmanlık firması için çok zor. Öte yandan bunun bir gelişim alanı olduğunu kabul etmek de gelecek yıllardaki zirvelerin kalitesini arttırmak için çok önemli.

Fuar alanı yine çok canlıydı, geçtiğimiz senelerdeki danslar ve müziklerle dikkati çeken standlar yerlerini teknolojik gelişmelerle katılımcıyı kendisine çeken standlara bırakmışlardı. “sahne Senin” platformu da çok akıllıcaydı ve daha da aktif kullanılabilirdi, maalesef istenilen sonucu vermedi izlenimini yarattı.

Sunumlar arasında çok keyifli ve insanı kendisine getiren konuşmacılar vardı ki iyi ki gelmişim dedirttiler.  MCT bu sene sunumlarda konuşmacı-katılımcı etkileşimine daha da fazla önem vermişti. Doğrusu bu tür ortamlarda çok önemli bir nokta olmakla birlikte  maalesef biz kültürümüz ve eğitim sistemimizde öğrendiklerimiz gereği olsa gerek çok çekingen bir toplumuz ve daha etkin daha etkileşim halinde olabilmek için biraz daha yolumuz var gibi görünüyor. MCT’nin bunun için elinden geleni yaptığını söyleyebilirim.

Katılımcı sayısına rağmen kayıt masasının hızlı ilerlemesi, dijitalleşmiş bir zirve yönetimi, uygulamalarla programı takip edebilmek, sosyal medyanın başarılı kullanımı MCT’nin fark yaratan bir diğer yanıydı. Bununla birlikte su sebillerinin sürekli boş olması gibi lojistik eksiklikler de vardı. Çok küçük ama temel ihtiyaç olması nedeniyle çok konuşulan konulardan biriydi maalesef. Böylesine büyük organizasyonların büyük gayretlerle gerçekleştirildiğini bildiğim için küçük hatalarla puan kaybetmelerine üzülüyorum doğrusu. Bir kazan dolusu fıstıklı helva yapıp şekerini unutmak gibi bir şey ki tüm emeğinizi bir anda yok saydırabiliyor.

MCT’nin bir diğer sevdiğim yanı da bir zirve biterken bir sonraki için sizi heyecanlandırıyor olması. 15-16 Şubat 2017’de gerçekleşecek İnsan Kaynakları Zirvesi’nin teması: DNA Decoding The New Age olarak belirlenmiş. Yine geleceği yakalamaya yönelik, herkesin dikkatini çekecek ve çalışmalarında etkisini gösterecek bir konu belirlenmiş. Heyecanla önümüzdeki seneyi bekleyeceğim.

Tüm MCT ekibine ve konuşmacılara emekleri için teşekkürler.

Sevgilerimle,

Melis Tifitkci

Reklamlar