“İşten ayrılanlar şirketleri değil yöneticilerini terk ederler” derken aslında çalışanların yöneticilerine güven duymadıkları ve kendilerini değerli hissetmedikleri için gittiklerini söylemekte olduğumuzun farkında mıyız?

Çalışan yöneticisini neden terk ediyor diye sorsam ilk aklımıza gelenlerden bazıları şunlar olur sanırım:

  • Yöneticisi onu dinlemiyordur.
  • Yeni denemeler yapması için cesaretlendirmiyor, gelişimine destek vermiyor, “iş çıkarma başımıza” diyordur.
  • Başarılarını ödüllendirmiyordur / takdir etmiyordur, performansının farkında olduğunu hissettirmiyordur.
  • Çalışanın ihtiyacı olan kaynakları ona sağlamıyordur ve destek vermiyordur
  • Çalışandan beklentilerini açıkça kendisiyle paylaşmadığı için çalışan önünü göremiyordur. Geri bildirim almadığı için performansının nasıl değerlendirildiğini bilemiyordur.

Bugün şans eseri karşıma çıkan, Baltaş Grubu’nun eski bir çalışmasında da çalışanların değer verildiklerine inanma algılarının güçlendirilmesini etkileyebilecek beş farklı değişkeni ele almışlar ve ilişkili olduğunu görmüşler. Bunlar:

  • Çalışanın yöneticisi tarafından görüşlerinin alınması
  • Çalışanın yöneticisi tarafından cesaretlendirilmesi
  • Çalışanın yöneticisi tarafından takdir görmesi
  • Çalışanın işini doğru yapması için gerekli donanıma ve malzemeye sahip olması
  • Çalışanın yöneticisinin kendisinden ne beklediğini bilmesi

Her iki taraftaki maddeler de birbirine çok benzemiyor mu?

O halde yöneticiler için “sizi terk etmelerini istemiyorsanız size güven duymalarını sağlayın, size güven duymalarını istiyorsanız kendilerini değerli hissetmelerini sağlayın” diyebiliriz.

Buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz makaleyi okumanızı ve insana verdiğimiz değeri bir kez daha gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

Aksiyon planında ise ilk aşamada gidenlerin neden gittiğinin farkında olarak “güvenemedi gitti” diyebilmek,ikinci aşamada ise onlara değerli olduklarını hissettirmek var.

Gelecek umut vaat ediyor mu derseniz, ben ümitliyim çünkü Y ve Z jenerasyonları fark yaratma azmi ve kararlılığına sahip nesiller. Bu sayede her geçen gün insan odaklı şirketlerin artacağına inanıyorum. Kimi şirketler öncü, kimileri ise takipçi olacak. Konumlarını belirlemek ise şimdiden onlara kalmış.

Sevgilerimle,

Melis Tiftikci

Reklamlar