Günlerden Pazartesi, Ankara’daki  vahim olaydan 2 gün sonra henüz acılar tazeyken hayat devam ediyor diyerek çıkıyorum yola. Sabah sabah köprü trafiği gözümü korkutuyor ve metro-metrobüs-metro-metro güzergahıyla Boğaziçi Üniversitesi’nin o muhteşem, tarih kokan, yılın hangi günü gelirseniz gelin içerisindeyken size sonbaharı hissettirecek salonu, Albert Lang Hall’a giriyorum.

Prof. Dr. Ayşegül Toker’in açılış konuşmasıyla başlıyoruz güne. Ayşegül Hanım, can kayıpları sebebiyle buruk ama “işte bu yüzden daha fazla çalışmalıyız” diyecek kadar güçlü bir konuşma yapıyor. Yeni nesilden bahsederken zorluklarıyla değil, beraberlerinde getirdikleri fırsatlarla ele alıyor ve işte bu tutum benim çok hoşuma gidiyor. İşveren Markası Yönetimi ile ilgili gün içerisinde bizi nelerin beklediğine dair biraz ipucu veriyor ve sahneyi bir duayene bırakıyor.

Sahnede İşveren Markası kavramının yaratıcısı Simon Barrow ile Murat Yeşildere’nin sohbetine tanık oluyoruz. (Simon Barrow’un The Employer Brand kitabını okumadıysanız tavsiye ederim.) Marka Yönetimi ve İşveren Markası Yönetimi’nden bahsederken gelen sorularda  son dönemin gündeminde olan Volkswagen  ve Amazon.com ile ilgili imaj zedeleyen haberlerin etkilerini ve nasıl yönetilmesi gerektiğini de konuşuyoruz tabi.

Finansbank’ın İK Genel Müdür Yardımcısı Hakan Alp’i dinlemeyi seviyorum. Sırada o var ve konuya Star Wars’tan giriyor, kuşaklar arasındaki farklardan, beklentilerden bahsediyor, yenilikçiliğe ve istikrara vurgu yapıyor ve yerini L’Oreal İK Direktörü Canan Karacan’a bırakıyor. FMCG sektöründe işveren markasını yönetebilmek için izledikleri yolu bir bir anlatıyor Canan Hanım. Vaka çalışması tadında, adım adım her bir detayı paylaşıyor ki diğer şirketler için de yol gösterici olsun.

Öğle arasında ufak ufak tanışmalar başlıyor, tanıdıklarla rastlaşıyoruz, sohbetler koyulaşıyor. Birçok blog yazarı ile tanışma fırsatı buluyorum, zirve daha da keyifli bir hal alıyor.

Öğle arasından sonra sunum yapmak zordur, Vodafone Global İşveren Markası Direktörü Bülent Bayram için ise pek öyle görünmüyor. Hikayeni Kim Anlatsın başlığı altında “sizden nasıl bahsedilmesini istiyorsunuz?” sorusunu soruyor da sordurtuyor da. İşveren Markası alanında global çapta bir direktörün Türk olması da ülkeme dair umutlarımı yeniden yeşertiyor, gurur duyuyorum kendi çapımda.

WaytoSay’in Kurucu Ortağı Seda Hoşel Kiraz ise bu hikayeyi nasıl anlatacağınız konusunda her zaman yanınızdayız diyor ve neler yapabileceklerini bir bir anlatıyor. Ogoo Digital Kurucu Ortağı Ömer Can ise bu işleri nasıl dijitalleştirebileceğimize dair çarpıcı örnekler veriyor. İşveren Markası “ben de yaparım, ne olacak” denilecek bir iş değil, profesyonel ellere bırakmakta fayda var, bunu bir kez daha görüyoruz.

Son olarak beklenen panel geliyor. Beklenen panel diyorum çünkü gün içerisinde etrafımda bu paneli beklediklerini konuşan birkaç kişiye rastlıyorum. Realta Danışmanlık’ın kurucusu Ali Ayaz’ın moderatörlüğünde Finansbank İK Planlama  ve Strateji Müdürü Burcu Çetin ve Unilever NAMET&RUB Bölgesi Liderlik Geliştirme Direktörü İrem Özbalyalı bize İşveren Markası Uygulamalarını anlatıyorlar. Böylece zirve keyifli bir sohbet ile son buluyor.

Çıkışta sponsorlardan Yaratıcı Reklam Ajansı Adversion‘ın reklam fikirleri gözüme çarpıyor, hoşuma gidiyor. Nereden buluyorlar bu fikirleri diye düşünüyorum.

Veda vakti gelmiş, bir yandan tanışırken bir yandan vedalaşıyorum. “Niye Peryön’ün blog yarışmasına katılmıyorsun?” diye soruyorlar, “daha erken” diye düşünüyorum. Sonra amacın kazanmak olmadığını hatırlatıyorlar, bu hem hoşuma gidiyor hem de kafama yatıyor, önümüzdeki günler daha hareketli olacağa benziyor. Cesaretlendirmeleri için onlara da buradan teşekkür ediyorum.

Sevgilerimle,

Melis Tiftikci

Reklamlar