Demirden korksak trene binmedik denir ya İnsan Kaynakları’nın da bulunduğu konum nedeniyle kimseden korkmadan, kibarca ve kendinden emin hareket etmesi  çok önemli. Ah o korkular işte İnsan Kaynakları çalışanlarını vezir de ediyor rezil de ediyor.

Ne hikayeler var ne hikayeler… Genel Müdür İnsan Kaynaklarına “git şunu yap” demiş, o da mecburen (o ne demekse) gitmiş yapmış…  Satış Direktörü isteyince akan sular dururmuş… Çalışanlar sonra kendi aralarında ne dermiş ne demezmiş…  Tüm bunlar iş hayatına yeni atılmış arkadaşlarımız tarafından söylenirse kabul edilebilir, belli bir deneyimden sonra ise hangi görevde olunursa olunsun profesyonellikle örtüşmeyen hatalar bence.

Son dönemlerde sıkça duyduğum ve kendime hatırlatmaya çalıştığım bir yaklaşım: Yöneticilerimizi mutlu etmek için çalışmıyoruz, doğru şeyi yapmak ve doğru olanı yapmalarına yardımcı olmak için çalışıyoruz. Bu yaklaşım sadece yöneticiler için değil, tüm çalışanlar için geçerli bence.

Kimi var ki yöneticilerimiz ile bozuşmayalım diye her denileni yapar, kimi de var ki “çalışanlar bizim iç müşterimiz, memnuniyetsizlik olmasın” diye her denilene kafa sallar. Kimisi de daha da beter, kimden daha fazla korkuyorsa onun için daha fazla emek harcar.  Elbette kibar olalım, yardımcı olalım, istediklerini elimizden geldiğince karşılayalım, açık kapı uygulamalarımız olsun ve herkes birbirine açık olsun; ancak bu bizi adaletten uzaklaştırmasın, korku düzeyimiz sunduğumuz hizmetin kalitesini belirlemesin, haksızlık olmasın, doğru olan uygulansın ki ortaya kaliteli, güvenilir ve saygın sonuçlar çıksın.

Esneklikten uzak İnsan Kaynaları yönetimi mümkün değil, insanlarla çalışıyoruz ve ne kadar bireye özel yaklaşabilirsek sunduğumuz hizmetin kalitesi de o kadar artıyor. Bunu da kaynaklar elverdiği ölçüde yapabiliyoruz. Bir diğer yandan tutarlı olamayıp ne kadar “istisna”lardan bahsedersek o kadar “istismar” ediiliyoruz. Bu da başkasını mutlu etmeye çalışırken sonrasında İnsan Kaynakları’nın mutsuz olmasına, tutarsızlıkları nedeniyle güven kaybına ve saygınlığını yitirmesine sebep olabiliyor. Şirket içerisinde dönen dedikodulara da zemin hazırlıyor. Sonra ayıkla pirincin taşını…

Çok acımasız da olmamak lazım çünkü İnsan Kaynakları da çoğu zaman oturmuş bir düzende dik durmaya ve iyileştirmeler yapmaya gayret ediyor. Bu süre zarfında herşeyi bir anda yapmalarını beklemek haksızlık olur. Aslında şirket değerleri herşeyin başını oluşturuyor. Müşteri memuniyeti önemli  ve hem içeride hem dışarıda öncelikli olsa da etik, ahlaki değerler, güven ve saygınlık bu memnuniyeti sağlamak ve sürdürebilmek için temel değerler. Bunun için de biraz yürek biraz da vicdan gerekiyor.

Sevgilerimle,

Melis Tiftikci

Reklamlar