Bugün Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını kutlarken 18 Mart şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Bugün, bir kez daha savaşmanın değil de ölmenin emredildiği ve tereddüt edilmeksizin bu emre uyulduğu şanlı bir zaferden bahsediyoruz. İşte ben de bu inanması güç motivasyonun nasıl sağlandığını merak ediyorum.

Çeşitli kaynaklarda savaşlarda moralin çok ciddi boyutlarda sonucu etkileyebildiği belirtiliyor; ancak teçhizat ya da asker sayısı olarak bakıldığında moral bulunabilecek bir durumda olduklarını söylemek mümkün değil. Öte yandan Gelibolu bayırlarında askerlerimizin ölüme koştuklarını okuyoruz. Anlaması zor, hayranlık verici bir mücadele ile tarihe geçiyorlar.

Şu sıralar vizyonda Son Mektup filmi var, ben de fragmanına televizyonda rastladım. Fragmanda komutanın askerlerine haykırışı dikkatimi çekti ve kafamdaki soruların yanıtını da büyük ölçüde karşıladı aslında.

Komutan şöyle sesleniyordu orduya: “Burası sadece Çanakkale değil! Burası bugün İstanbul, Erzurum, Maraş, Van, Bosna, Bakü! Burası bugün Mekke, Medine! Bugün Selahattin biziz, bugün Hamza biziz, bugün Şeyh Şamil, bugün Alp Arslan, Kılıç Arslan, bugün Ulubatlı Hasan, bugün bu al bayrak uğruna gazi biziz, bugün şehit biziz!”

İmam da destekliyordu komutanı ve bu kez o sesleniyordu orduya: “Vatan sevgisi imandan gelir kardeşlerim! Cennet de bizim elimizde cehennemimiz de!” ve ardından 3 kere helalleşiyorlardı: “Hakkınızı helal edin!” ve ordu karşılık veriyordu “Helal olsun!”

İnanç, iman ve vatan sevgisi her şeyi geride bırakıyor belli ki. Bununla birlikte bu seslenişlerde bu büyük mücadelenin sadece Çanakkale’den ibaret olmadığı o kadar güzel ve duygu dolu anlatılmış ki kişinin duygusal bağ kurmaması ve kurumsal dildeki deyişimizle “büyük resmi” görmemesi mümkün değil.

Hayatımızın devamlılığını sağlamak için bulunduğumuz tarih ve coğrafyaya göre farklılık gösterse de hepimiz bir şekilde mücadele ediyoruz. Bazen bu mücadele cephede, bazen bir plazada, bazen bir ekranın başında oluyor.

Yaptığımız her işte bu duygusal bağı kurabiliyor olsaydık ve emeğimizin karşılığını sadece elimize geçende değil de sunduklarımızın neticesinde ortaya çıkan sonuçlarda da görmeyi başarabilseydik sanıyorum ki daha mutlu, emeğinin karşılığını aldığına inanan ve potansiyelini zorlayan insanlar olabilirdik. Neticede bizim hiç bir emeğimiz Çanakkale Zaferi’nde ortaya konulan canlardan daha kıymetli olamaz. Bu gönül bağı, sevgi ve inanç insanları ölmeye razı ettiyse bizlerin motive olamamasına neden olan, atladığımız çok önemli ve değerli insani unsurlar olmalı.

“Şehitler, ancak unutulursa ölürler” derler. Vatanımız, milletimiz ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi bir kez daha saygıyla anıyorum.

Saygılarımla,

Melis Tiftikci

Reklamlar