Güven duymadığınız  biriyle yaşamak, güven duymadığınız bir yerde çalışmak ya da güvende hissetmediğiniz bir yerde bulunmak ister misiniz?

İş yerlerinde işbirliğini sağlayabilmek için çalışanların hem birbirlerine hem de kuruma güven duymaları gerektiğini biliyoruz. Güven duygusunun yokluğu halinde tüm işler, ilişkiler bir anda sallanmaya başlıyor. İşin içine stres, kaygılar, korkular, paranoid düşünceler giriyor ve iş sarpa sarıyor. Ardından tartışmalar, çözülmesi zorlaşan problemler ve ayrılıklar geliyor.

Güven duygusunu çalışanlarda oluşturabilmek için öncelikle şirketin kültürünün doğru zemini oluşturması gerekiyor. Adaletli değerlendirmeler, samimi ilişkiler, dürüst iş ortaklıkları, sözünde duran çalışma arkadaşları, tutarlı yöneticiler, gelişim programları gibi bir çok parçası var bu mozaiğin.

Bu gerçek sadece iş hayatına özel de değil elbette, her türlü ilişki için düşünebiliriz. İsterseniz bir dostunuzla ilişkinizi ele alın, isterseniz evliliğinizi ele alın. Hatta bence daha da genele gidelim ve tüm yaşantımızı, yaşadığımız toprakları gözden geçirelim.

Nasıl ki bir şirketin kültürü orada çalışan insanların güven duymalarını sağlıyor ve işbirliğini geliştiriyorsa üzerinde yaşanılan topraklarda tarihlerinin ve mevcut devletlerin yarattığı bir kültür de var. Nasıl ki işletmelere bu kültürü geliştirirken pek çok görev düşüyorsa aynı görevler devletlere de düşüyor.

Bugün Özgecan Aslan için üzülüyor,  yas tutuyor, isyan ediyorken öteki tarafta bunu meşrulaştırmaya çalışan bir zihniyet de varsa ve hatta bu haberi alıp üzülen bir çok kişi bile “saat kaçtı acaba, üzerinde ne vardı ki* diye düşünerek sebebimi mağdurun üzerinden arıyorsa yaşadığımız topraklarda kendimizi ve geleceğimizi güvende hissedebilmemiz için almamız gereken daha çok yol var demektir.

İşletmelerde nasıl ki çalışma arkadaşlarına küsüp ”işimi yapar giderim artık” bakış açısıyla çalışılmak bir tercihse bu topraklarda da “güvende hissetmesem de kendimi izole ederek, bu topraklarda değilmişcesine yaşarım ben de” demek de bir seçim elbette. Nasıl ki küsen bir çalışanı geri döndürmek ve motive etmek mümkünse her türlü kültürü değiştirmek de mümkün.

Korkmadan yaşayabileceğimiz bir gelecek, güven duygusuyla çalışabileceğimiz işletmeler diliyor, Özgecan Aslan’ın ailesine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Saygılarımla

Reklamlar